Paterson

Ebru Çeliktuğ: Jim Jarmusch’un sade, minimal fakat içerik açısından derinlikli filmleri söz konusu olduğunda tekrarlar, biteviye eylemler karşımıza çıkabilir. Devamını Oku 4/5
Tuğçe Madayanti Dizici: Paterson filmi küçük şeyleri takdir etmek ve hayatın küçük detaylarına değer vermek ile ilgili. Ve en önemlisi de sanatsal üretim ve arayışta hayatın anlamının ancak kişisel ilişkiler aracılığı ile elde edilebileceği ile ilgili. Devamını Oku 4/5
Suat Köçer:  Amerikan bağımsız sinemasının sembol yönetmenlerinden Jim Jarmusch, genç bir otobüs şoförünün yaşamını konu ettiği Paterson’da, küçük hikâyelerin büyük anlamlarına dikkat çekiyor. Şiir ve müzik tutkusunu yoğun biçimde filme yansıtan yönetmen sıradanlığa övgüde bulunuyor. Devamını Oku
Fatih Değirmen: Paterson (Adam Driver), 23 numaralı şehir otobüsünü kullanan, bulduğu her fırsatta yanından ayırmadığı şiir defterine şiirler yazan, konuşkan olmayan, yumuşak mizaçlı bir karakter. Sevgilisi (Golshifteh Farahan) ve köpeğiyle yaşayan Paterson, en çok William Carlos Williams’ın şiirlerinden etkilenmektedir. Bu etkide yönetmenin bir şehri o şehirle anılan bir şair üzerinden anlatma girişiminin payı olduğu yorumu yapılabilir. Devamını Oku 3/5
Murat Erşahin: Jarmusch’un eski bildik külliyatına, özellikle 2005 tarihli ‘Broken Flowers’a selam duran hikaye; perdeden; serin, temiz, duru bir ırmak gibi akıyor yüreğimize doğru. İnsanız işte diyor. Boş kağıtları doldurabilecek ruha sahibiz dünyanın haline rağmen. Sabahları bizi işimize götürecek olan yolu yürürken, ruhumuzla baş başa kaldığımız ender anlarda yahut asıl kendimizi anlatırız diğerlerine. Detaylarda gizlidir sihri hayatın. Her insan küçük, özel bir hediyedir, kendi kendine sunulmuş. Devamını Oku 5/5
Şenay Aydemir: Laura’nın yeni gitarıyla söylemeyi başardığı ilk şarkının başlangıç için önemli olduğunu; yaratıcı bir işle uğraşmanın ille de birilerine gösterilmesi, pazarlanması ya da ‘satılması’ gereken ürünler ortaya koymak anlamına gelmediğini anlatıyor bize “Paterson”. Şiiri şiir, müziği müzik olduğu için sevmenin önemini, insanın önce kendisi için yaratması gerektiğini fısıldıyor kulaklarımıza. Şiir yazmanın, tasarım yapmanın, müzikle uğraşmanın kimsenin tekelinde olmadığını anlatıyor usul usul… Devamını Oku 4/5
Mehmet Açar: “Paterson”dan çıktığımda kendimi daha iyi ve zihnen dinlenmiş hissediyordum. Jarmusch, yılların ustalığıyla çekmiş bu filmi. Devamını Oku 3,5/5
Uğur Vardan: ‘Paterson’, günümüzün hızlı ve zaman zaman insanı yoran tempolu yapımları arasında sakinliğin, sükûnetin ve huzurun ifadesi gibi… Devamını Oku 3,5/5
Banu Bozdemir: Filmin duygusu oyuncuların da bir parça kendilerini kısıtladığını ve bu dünyanın içinde çok daha görünür olmak istediklerini düşündürtüyor. Ama yönetmenin bireyin etrafında turladığı bu sakin filmi kendi adıma sevdim, ihtişamsız, siyah beyazın önderliğinde, içe yazılan şiirlerin tarifinde, uzakta ama rutinin aynı dinginliğinde ve tam da Jarmusch’un tercih ettiği gibi… Devamını Oku 3,5/5
Tuba Büdüş: Jarmusch’un şimdilik bu son sanatın her dalına dokunan güzellemesi ile ilgili elbette dillendirecek daha çok şey var. Lakin başarılı oyunculukları, güçlü karakter yaratımı, mizah anlayışı, birbirinden incelikli göndermeleri ile buluşan Jarmusch yönetimi adeta şov yapıyor desek yeridir. Devamını Oku
Oğulcan Kutluğ Kocabaş: Dizelerden güç alan Jim Jarmusch imzalı Paterson, hem protagonisti hem de adaşı şehrini; minimal anlatıyla sanatçının eserleri ve çevresi üzerinden inceliyor ve film, kapsadığı bir haftada rutin yaşamda belli bir aralıkta yer tutabilen üretimi sakin, statik günlük yaşam içinde görselleştiriyor. Devamını Oku 3,5/5
Ferhan Baran: Williams’ın ünlü epik şiirindeki metaforda olduğu gibi kent ile şairin birbirinin yerine geçtiği, gündelik hayatın şiirsel rutini üzerine benzersiz bir meditasyon, şiir sanatı üzerine yazılmış benzersiz bir aşk mektubu ‘Paterson’. Son dönemin kaçırılmaması gereken en iyi filmlerinden biri. Devamını Oku
Melis Zararsız: Film, içine kapanık, ağır, sakin Paterson’un ruh halini benimsiyor ve ağır bir tempoda ilerliyor. Sade, minimal bir film Paterson, hani o artık çok sık kullandığımız “kamera adeta gerçek bir hayatın içinde geziniyor” hissiyatını veren yapıda bir film. Jarmusch’un en iyilerinden diyemeyiz ama elbette sonuçta kendi sesi olan ve usta bir yönetmenin kendi senaryosunu tüm profesyonelliğiyle peliküle dökebildiği bir yapımdan söz ediyoruz. Meraklısına duyurulur. Devamını Oku 3/5
Cüneyt Cebenoyan: Paterson belli bir sanat anlayışı ve sanatçı tipi üzerine bir deneme, gerçekçi bir hikâye anlatmıyor. Film öfkesizliğiyle, küçük şehir hayatından memnuniyetiyle belki amaçlamasa da muhafazakâr bir yerde duruyor. Devamını Oku
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s